Terör ve terörizm konularında farklı yaklaşımlar sergilenmektedir. Kökünü latince
"terrere" sözcüğünden alan terör deyimi "korkudan sarsıntı geçirme" veya "korkudan dehşete düşmeye sebep olma" anlamlarına gelmekte olup, ilk defa Dictionnarire de I'Academie Française'nin 1789 yılında yayınlanan ekinde rastlanmaktadır. Nitekim, 1789 Fransız ihtilali sonrasının dönemi tarihçilerince "terör rejimi-rejime de la terreur" olarak anıldığı Türkçe’deki karşılığı "yıldırma, korkutma" olan terör kelimesi Fransızca Petit Robert sözlüğünde "bir toplumda bir grubun halkın direnişini kırmak için meydana getirdiği ortak korku" anlamında yer alırken, Siyasi Terimler ve Örgütler sözlüğünde "kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri" olarak belirtilmektedir.
YARINLARIMIZ İÇİN TERÖRE HAYIR
Terör; baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin içi ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir.
Terörizm kavramı,terör yöntemlerinin siyasi bir amaçla örgütlü,sistemli ve sürekli bir şekilde kullanılmasını benimseyen bir strateji olarak terör kavramından ayrılmaktadır.Terör terimi, dehşet ve korkuyu belirtirken terörizm, bu kavrama süreklilik ve siyasal içerik katmaktadır.
Buradan hareketle terörizm, "Savaş ve diplomasi ile kazanılmayan sonuçları elde etmek , korkutmak ve itaat ettirmek için bir teoriye , felsefeye ve ideolojiye dayanılarak siyasi maksatlarla, iradi olarak terör ve şiddetin sistemli ve hesaplı bir şekilde kullanılmasıdır" şeklinde tanımlanabilir.
Ansiklopedik tanımlarda ise terörizm;
International Encylopedia of Social Sciences'de; "önceden belirlenmiş hedefleri elde etmek için şiddet kullanan, şiddete başvuran bir grubun veya partinin kullandığı metod",Meydan Larousse'da; "ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi", Ana Britannica'da; "siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma" şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
Terörizmin temel amacı, bir davaya veya siyasal anlaşmazlığa dikkat çekilmesidir. Bu "dikkat çekme" şiddet eylemleri neticesinde toplumda oluşturulan korku ve dehşet havası ile sağlanmaktadır.
Kitle iletişim araçlarının sağladığı imkanlardan da yararlanan terörizm, yarattığı korku ve dehşet ile bir bakıma topluma; "Benden yana mısın, değil misin?", "benden değilsen düşmanımsın", "düşmanımsan hedefimsin", "senin yaşama hakkın yoktur." şeklinde belirtilebilecek "taraf olma" çağrısında bulunmaktadır. Terörizm, bu dramatik çağrılar ile insanlara tarafsız olma hakkını yasaklamakta, onların zihinsel ve duygusal masumiyetini yok etmekte, şiddet ortamına çekmekte ve toplumun şiddet yoluyla siyasallaşmasına, kutuplaşmasına yol açmaktadır. Toplumdaki kutuplaşmalar da zihinsel ve duygusal yönden bölünmüş "çatışan tarafları" ortaya çıkarmaktadır. Çatışan tarafların ise toplumun birlik ve bütünlüğünü bozacağı, dolayısıyla terörün amacına hizmet edeceği açıktır.
Terörizmin benimsediği bir diğer amaç, kargaşa yaratarak toplumun direnme gücünü kırmak, yerleşik sosyal ve siyasal düzenin arkasındaki halk desteğini şiddet yoluyla zayıflatmaktır.
Terörizmin bazı güçler tarafından birtakım siyasi ve ekonomik çıkarlar sağlamanın da aracı olarak kullanıldığı dikkate alındığında amaç oldukça farklılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda terörizmin amacı,
Bir kazanım elde etmek maksadıyla hedef alınan ülke ve toplumda belirli ortamların oluşmasına aracılık etmektir.
Türkiye gibi stratejik öneme sahip ülkelerin terör ortamında tutulmasında, ülkemizi hedef olarak seçmiş devletler ve birtakım güçlerin çıkarları açısından zaruret bulunduğu, terörün amacının da sadece bu ortamın devamını sağlamak olduğu değerlendirilmektedir.
Bu nedenle terörizm, bir siyasi mücadele aracı olmaktan çıkıp, bir ülkenin bir başka ülkeyi zayıflatmak ve istikrarsızlaştırmak için kullandığı bir araç haline gelmektedir.
Öte yandan terörizm kitlelere yönelik hedef gözetmeyen şiddet eylemleriyle, toplumun güven duygusunu ortadan kaldırarak, halkın can derdine düşmesini ve olaylara tepkisiz kalmasını amaçlar. Böylece kitleler terörizme karşı duyarlılıklarını yitirir, terörü kanıksar ve devletle toplum arasında güven açısından büyük bir uçurum oluşur.
Terörizmin bir başka amacı da; baş eğdirmek, itaat ettirmektir. Terörizmin bu türü, terörist örgütlerce kendi üyelerine ve etkilemek istedikleri halk kesitlerine uygulanabilmektedir.
Terörist gruplarca amaçlanan; yandaşlar kadar "seyircilerin" de itirazsız baş eğmeleri, "hedef kitlenin" emredileni yapmasıdır. Etkilenmesi amaçlanan bireylere ikinci defa düşünecek zaman ve aksine davranabilecekleri alan bırakılmaz. Amaç, "hedef kitleyi" yıldırmak, yönlendirmek ve yönetmektir.
Güçlü devletlerin etkin politikaları karşısında kendisi için bir çıkış noktası bulamayan bazı devletler, terörü engelleri aşmada bir araç olarak görmüşlerdir. Güçlü bazı devletlerin de uluslararası alanda kendi politikalarının işlerliğini kolaylaştırmak ve rakiplerini etkisiz kılabilmek için terörü bir araç olarak kullandıkları görülmektedir.
Geçtiğimiz yüzyılda; özellikle İkinci Dünya savaşından sonra nükleer bir dengenin kurulması ile sıcak savaştan kaçınılmış, buna mukabil terörizm gün geçtikçe yaygınlaşmıştır. Terörizmin, uygulama alanı olarak seçilen bazı küçük ve geri kalmış, demokrasisi tam gelişmemiş ülkelerde başarıya ulaşmış olması, uygulayıcı olan ülkeleri cesaretlendirmiş ve böylece terör alanı gittikçe genişlemiştir.
Bu safhadan sonra terörizm uluslar arası bir savaş türü olarak önümüze gelmiştir. Verilen destek, zamanla terörizmin boyutlarının büyümesine ve uluslararası nitelik kazanmasına neden olmuştur. Dolayısıyla, gerçek anlamı içerisinde ve global olarak terörizme bakıldığında dolaylı yıpratma (destabilizasyon) yöntemlerinin kullanıldığı bir dünya iç savaşı olarak da adlandırılabilir.
Özel bir şiddet eylemi veya değişik bir soğuk savaş şekli olan terörizm, uluslararası alanda etkin ve güçlü devletlerin, gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerin içerisindeki sosyal, ekonomik, kültürel ve benzeri birçok alandaki sorunların istismar edilmesi sonucu, var olan veya suni olarak oluşması sağlanan şiddet içerikli fikir ve hareketlerin belirli bir amaç için harekete geçirilmesi sonucu ortaya çıkmaktadır.
Günümüzde terörün en önemli özelliği, uluslar arası bir nitelik kazanması ve bu ilişkilerini oldukça geliştirmiş olmasıdır. Artık, teröristler eskiden olduğu gibi sadece içinde bulundukları ülke ile sınırlı kalmayıp, başka ülkelerdeki farklı gruplar ile bağlantılar kurarak karşılıklı destek sağlamaktadırlar.
Dolayısıyla teröristler, uluslararası bağlantılarını ve modern teknolojiyi de kullanmak suretiyle milletlerarası etki yapan eylemler düzenleyebilmektedirler.
Terör örgütlerinin başka ülke ve gruplardan destek almadan başarıya ulaşması, varlığını sürdürmesi hemen hemen imkansız gibidir. Özellikle eğitim, teşkilatlanma, finans ve silahlı eğitim için dış desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Bu özelliği ile terörizm uluslar arası bir nitelik kazanmaktadır.
Terörizm, savaş ve diplomasi ile elde edilemeyen sonuçları elde etmek için yapılan eylem veya eylemlerdir" ifadesi uluslararası terörün anlaşılmasına ışık tutmaktadır.
Gençlik, bir toplumun en enerjik ve dinamik kesimini oluşturmaktadır.Bu özellikleriyle toplumsal gelişmedeki yeri ve toplumun bu gününü ve yarınını oluşturmadaki rolü çok büyüktür.Gençlik aynı zamanda, bir toplumun sürekliliğini sağlayan sigortası ve itici gücüdür.Yapılan araştırmalarda gençliğin toplumsal açıdan “her zaman bir güç“ olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, dünyadaki tüm terör örgütleri, gençliğin enerjisinden faydalanmaya çalışmaktadır.Yapılan araştırmalar gençlerin hiç birinin ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik nedenlerle terör örgütlerine katılamadıklarını göstermektedir. Ancak, sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik sorunlar terör örgütlerinin gençliği kazanmasını kolaylaştırmaktadır.Çünkü örgütler gençlerin, sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik problemlerini istismar ederek bir propaganda malzemesi olarak kullanılmaktadır.
UNUTMAYINIZ !
SİZ GENÇLERİ KÖTÜ EMELLERİNE ALET ETMEK İSTEYEN ŞER ODAKLARI HERZAMAN OLACAKTIR.
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN AĞINA DÜŞENLER
Çatışmalarda veya örgüt içi eğitim sırasında yaralandıklarında tedavileri yapılmakta ve kaderlerine terk edilmektedirler.
Mağaralarda toplu bulunmaları nedeniyle bulaşıcı hastalıklara, üst solunum yolu, sindirim yolu enfeksiyonlarına, tifo, uyuz gibi hastalıklara yakalanmaktadırlar.6 ay ve daha uzun süre banyo yapmamaktadırlar. Aileleriyle irtibatı kesilmekte, şu yada bu şekilde ailesinden bahsedenler ağır bir şekilde cezalandırılmakta ve bu cezalar ölüme kadar gidebilmektedir.
Örgütten kaçma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayan militanlar örgütten dışlanarak, buz üzerinde bekletilerek, aç-susuz bırakılarak, bedenleri üzerinde naylon yakılarak, kafaları taşla ezilerek cezalandırılmaktadır.
Örgüt liderleri canlarını tehlikeye atmamak için eylemlerde en önce piyon olarak tuzağa düşürdükleri gençleri kullanmaktadırlar.
Hedef kitlesi olarak seçtiği öğrencilere ulaşmayı amaçlayan bir illegal oluşumun yöntem olarak takip ettiği süreç şöyle özetlenebilir.
Örgüte katmayı planladıkları öğrencinin aile yapısı, zaafları,arkadaşları ve gelir düzeyi hakkında bilgi toplar.
İnsan psikolojisi ve propaganda teknikleri hakkında eğitilmiş militanları vasıtasıyla, bir plan dahilinde harekete geçerek çay,sinema,tiyatro,konser daveti,burs yada kalacak yer temini gibi konularda yardım sağlama bahanesiyle öğrencilerle sıcak diyaloglar geliştirmeye çalışır.
Bu faaliyetlerle gencin sahnesi ve oyuncuları önceden planlanmış
bir grubun üyesi olmasını hedefler.
Belirli arkadaş gruplarının içerisine çekilen öğrencinin, gazete ve dergi okutturmak sureti ile düşünce boyutunu işlemeye çalışır.Bu süreç duygu boyutunu besleyecek içerikteki müzik,marş ve şiirlerle desteklenir.
Bu propaganda sürecine maruz kalan öğrenciler, artık, ‘bu benim kendi iradem, kendi tercihimdir.’ deseler bile, grup psikolojisi içerisinde dayatılan davranış kalıplarından öteye geçemediklerinin farkında olamazlar.İradesi zayıflatılan öğrenciyi, ‘ gruptan dışlamak, gruba ihanet etmek’ gibi psikolojik baskı unsurlarıyla tehdit etmek suretiyle bireysel yada toplumsal eylemlere katılmaya zorlar.
Bu zorlamalarla, öğrencinin polis, okul idaresi yada herhangi bir devlet
kurumu ile karşı karşıya gelmesini sağlamayı amaçlar.
Eyleme katılan öğrenciye, artık polis tarafından takip ediliyorsun, polis her yerde seni arıyor.’ şeklinde korku uyandırıcı yada ’ çok başarılıydın, hakında hiçbir takip yok, hiç iz bırakmadın ’ şeklinde kahramanlık duygusunu körükleyici propagandalarla örgüt elemanı kimliğini benimsetmeyi amaçlar.
Gencin illegal oluşumların içine girdiği andan itibaren, bireysellik vasfı biter ve neyin iyi, neyin kötü olduğuna örgüt karar verir.
Okumanın emek istediğini, sürekli değişim ve yenilenme anlamına geldiğini üniversite sınavına hazırlık döneminde yapmış olduğunuz çalışmalarla tecrübe ettiniz. Uzun ve zorlu bir maratonun sonunda “ Ben bir üniversite öğrencisiyim” diyebilmenin haklı gurur ve heyecanını yaşıyorsunuz.
Kapılarını araladığınız bu dünya, yarınlarımızın daha aydınlık olmasını sağlayacak, demokrasi ve insan haklarına saygıyı temel ilke edinen bilim dünyasıdır.
Yarınların sahibi olan siz değerli gençlerimizin eğitim ve öğretimlerini huzur içerisinde başarıyla tamamlayabilmesi en önemli gayelerimizdendir.Bu amaçla yapmakta olduğumuz hizmetlerin,ülkemizin hem bu gününe hem de yarınına hizmet anlamına gelmesi bizlere gurur vermektedir.bizlere bu gururu yaşatan siz gençlerimize üniversite hayatınız boyunca başarılar diliyor, sizleri bu seviyeye getiren ailelerinize ve öğretmenlerinize şükranlarımızı sunuyoruz.
Değişik ekonomik, sosyal ve kültürel ortamlardan gelen, bilim ve bilginin ışığında,
emeğinin hakkıyla kendisine bir rota çizmeye çalışan yarınlarımız,
kıymetli öğrenciler;
Bilgi toplumu, bilginin insan haklarına saygı çerçevesinde özgürce üretildiği ve dolaşabildiği toplumdur.Bu değerlerin yeşerebildiği ortamlar ancak demokratik değerlerle donatılmış siyasi, ekonomik ve kültürel yapılanmalarla sağlanabilir.Bu yapının temel taşı, sosyal sorumluluk duygusu içerisinde değişmeyi ve gelişmeyi isteyen, tartışan ve üreten bireylerdir.
Sizler, değişimi kelimenin tam anlamıyla yaşamaya başladığınız bu dönemde yeni sosyal gruplarla, ilişkilere ve düşüncelere adım atmak suretiyle sosyal çevrenize uyum sağlamaya çalışacaksınız.
Bu dönemde, siz gençlerimizin, değişim hızından ve çeşitliliğinden kaynaklanan “ yabancılık ve yalnızlık” gibi bir takım uyum sorunlarını yaşamanız çok normal bir durumdur.
Ancak, değişimli başlayan söz konusu psikolojik ve sosyolojik süreç, terör örgütleri ve uyuşturucu kaçakçıları gibi insani duyguları istismar ederek ayakta kalmaya çalışan zararlı oluşumların eleman temininde hedef kitle olarak gençleri seçmesine neden olmaktadır. Zira, yapılan araştırmalarda, birtakım sosyal, ekonomik yada psikolojik sorunları nedeniyle kendilerini zararlı oluşumların içerisinde bulan ve daha sonra yakalanarak adli makamlara sevk edilen şahısların, bu tür faaliyetlere gençlik dönemlerinde girmiş oldukları görülmektedir.
Bu dönemi sağlıklı bir şekilde geçirebilmenin en iyi yolu, tutum ve davranışlarınızdaki değişmelerin kendi iradenizle olup olmadığını kontrol etmektir.Bilinçli tercih yapma yeteneğinizi destekleyecek ve olgunlaştıracak olan üniversite eğitiminiz bu anlamda sizler için koruyucu hekimlik görevini de görecektir.
Sizlere düşen görev, gençlerin savunma mekanizmalarını güçlendirecek şekilde, onların;
-Toplumda kendilerine yer edinmek,
-Kendilerini ispat etmek,
-Güvenilmek ve adam yerine konmak şeklindeki temel taleplerine olumlu yönde cevap vermektir.
Bir terör örgütü için en hayati kaynak insandır.Zira, yurt içi ve yurt dışından ne kadar desteği olursa olsun, onu ayakta tutacak insan kaynağı olmadan varlığını devam ettirebilmesi mümkün değildir.
Tıpkı sağlıktaki “Koruyucu Hekimlik” gibi, çocuğumuzun, kardeşimizin yada arkadaşımızın terörizm hastalığına yakalanmadan önce terör örgütlerinin gerçek yüzü hakkında bilgilenmelerini sağlamalıyız
Toplumumuza zarar vermek, huzurumuzu bozmak, demokratik ve laik rejimimizi yıkmak, ülke topraklarımızı bölmek amacıyla gençlerimizi zehirlemeye çalışan bu odaklara karşı birlikte hareket etmeliyiz.
DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE İÇİN;
Değerli Anne-Babalar ve yaşama arzumuz, geleceğimiz, kısaca her şeyimiz olan Evlatlarımız; sizlere her konuda destek olacağımızı bilmenizi isteriz.KADEK(PKK) terör örgütü, 2003 yılının sonlarında yaptığı 2'nci kongresinde KONGRA-GEL (Kongreye Gele Kürdistan-Kürdistan Halk Kongresi) adını almıştır.
KONGRA-GEL; PKK'nın temelde ve fikirde eski çizgisini aynen koruyan, KADEK'den sonra ismi değişmiş halidir.
KONGRA-GEL; PKK'nın KADEK'den sonra terör örgütü imajından sıyrılmak için strateji gereği başvurduğu yapısal değişikliklerle oluşan yeni imajıdır.
KONGRA-GEL; Amacında, ideolojisinde herhangi bir değişiklik yapmadığı gibi silahlı gücünü özellikle K.Irak alanındaki örgüt kamplarında bir tehdit unsuru olarak barındırmaya, sayısını çoğaltmaya ve yönlendirmeye devam eden PKK ve KADEK'in yeni yüzüdür.
KONGRA-GEL; PKK ve KADEK'in kullanmış olduğu veya örgütü temsil eden amblem, rozet, flama vb. işaretlerini aynen kullanmaya devam eden halidir.
KONGRA-GEL; PKK terör örgütünü (20) yıla yakın yöneten, her türlü terör eylem ve faaliyetlerini kararlaştıran, örgüt mensuplarını terör eylemlerine kanalize edip talimat veren, örgütün amacına veya stratejisine karşı gelen mensuplarını cezalandıran sorumlularını, mevcut konumları ile çatısı altında barındıran bir yeni oluşumdur.
KONGRA-GEL; PKK'nın terörist yöntemleriyle gerçekleştiremediği hedefine, amacına sözde kültürel haklar, kimlik, insan hakları, demokratikleşme vb. kavramları kullanarak ulaşmaya çalışacağı KADEK'ten sonraki yeni yüzüdür.
KONGRA-GEL; PKK terör örgütü gibi KADEK'in de AB tarafından terörist örgütler listesine alınacağının önceden sezinlenmesidir.
KONGRA-GEL; Bazı kesimlerin algıladıkları/algılamak istedikleri gibi yasal bir parti, örgüt, kuruluş değil PKK ve KADEK gibi bir terör örgütüdür. Çünkü PKK'nın bir ürünüdür.
KONGRA-GEL; Saklanılamayan, gizlenilemeyen, rötuşlanarak maske takılmaya çalışılan PKK'nın varisi ve tek hamisi, KADEK'in devamı; Yani, PKK'nın kendisidir.
Ayrıca;
*Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,
*Hizbullah terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiği,
*İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, marksist-leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip; yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu,
*İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,
*Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hâkim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin KAPLAN'ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,
*Hizbullah Terör Örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul'un lüks semtlerinin birinde alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,
*Hizbullah Terör örgütü mensuplarının tasvip edilmeyen evlilik yapmaları durumunda örgütün bu kişileri örgüt içerisinde bulunan en yakınlarına öldürttüğünü, daha sonra ördürttüğü yakınlarını kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,
*Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan cesetlerden bir kısmının kendi örgüt mensupları olduğunu, biliyor muydunuz ?
| 09 TEMMUZ 2008 ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ İSTANBUL | |
Ülkemizde faaliyet yürüten sağ, sol ve bölücü terör örgütlerini analiz ettiğimizde görüyoruz ki, kuruluş ve örgütlenme ile eleman kazanma aşamaları kitapla, gazeteyle ve dergiyle başlıyor ve silahlı eylemlere kadar devam ediyor.
Bomba Nedir?
Patlayıcı maddenin istenilen zaman, şekil ve yerde patlamasını sağlamak amacıyla bir kısım unsurların birleştirilmesiyle hazırlanan düzenek kurgulara denir.
Patlayıcı Madde Nedir?
Hararet veya şok tesiriyle bulundukları hacimden kimyasal değişikliğe uğrayarak, çok hacimde gaz,yüksek derecede ısı meydana getirebilen katı, sıvı ve gaz halindeki kimyasal bileşim veya karışımlardır.
Paketlere Dikkat!
Bu tür olaylarda en arzu edilmeyen şey paniktir. Şüphelenilen paketin bomba olabileceği düşünülerek, gereksiz paniğe sebep vererek istenmeyen yaralanmalara yol açabilirsiniz, soğuk kanlı ancak temkinli hareket çevrenize güven verecektir.
Ayrıca; şüpheli paket uzaktan kumandalı bir patlayıcı ise, bomba düzeneğini harekete geçirecek olan terörist kendince en uygun zamanı kollamak amacıyla bombayı bıraktığı yeri görebileceği bir mesafede bulunacaktır.
Çevredeki kişileri iyi analiz ediniz. Her şüpheli paket, poşet ve benzeri cisimlerin mutlaka bomba olabileceği değerlendirilmelidir.Ayrıca çevre emniyeti alan arkadaşların bulundukları yerde ikinci bir bomba olabileceği konusunda dikkatli olmalıdırlar.
1-Bu tür şüpheli bir paket görüldüğünde, asla paniğe kapılmayınız. Bomba diye bağırmayınız.
2- Pakete dokunmayınız ve açıkta duran paketin ne tür bir patlayıcı düzeneğine sahip olduğu bilinmediğinden yakınında veya çevresinde sigara ile dolaşmayınız.
3- Üzerinden atlamayınız başkalarının atlamasına izin vermeyiniz.
4- Bomba veya şüpheli paket açık alanda ise etrafından en az yüz (100) metre, kapalı alanda ise mümkün olduğunca uzaklaşılmalıdır.
5- Çevrede fotoğraf çekenler var ise, çekmemeleri konusunda uyarınız. Zira bazı bomba düzenekleri fotosellidir ve flaş etkisi patlamaya sebep olabilir.
6- Bombalama eylemine müdahale uzmanlık ve özel cihazlar gerektirdiğinden, Bomba İmha Ekipleri olay yerine gelinceye kadar hiç kimse şüpheli paket veya bombaya yaklaştırılmamalıdır.
7- Patlamış bombaya ait iz ve delillerin kaybolmalarını önlemek için, çevre kordon altına alınarak, uzman personelin rahat çalışması sağlanmalıdır.